Citroën ë-C3 Test Sürüşü: Elektrikli Otomobilin Konforlu ve Mantıklı Hali
Citroën ë-C3’ün direksiyonuna geçtiğimde beklentim oldukça netti: şehir kullanımına odaklanan, ekonomik ve ulaşılabilir olmaya çalışan küçük bir elektrikli otomobil.

Ancak ë-C3 ile biraz vakit geçirince Citroën’in otomobili yalnızca C3’ün elektrikli versiyonu olarak ele almadığı hissi oluşuyor. Yüksek oturma pozisyonu, yumuşak süspansiyon karakteri ve elektrik motorunun sessizliği birleştiğinde ortaya küçük sınıftan beklediğimden daha konforlu bir otomobil çıkıyor.

KÜÇÜK AMA SUV HAVASINDA
Yeni ë-C3, önceki C3’ün yuvarlak ve sevimli görüntüsünden belirgin şekilde uzaklaşmış. Daha dik burun, belirgin çamurluklar ve yüksek gövde yapısı sayesinde küçük hatchback ile crossover arasında duran bir tasarıma sahip. Citroën’in yeni logosunun ön bölümün merkezine yerleştirilmesi ve ışık imzasının bunun çevresinde şekillendirilmesi otomobile oldukça modern bir ifade kazandırıyor. Boyutları hâlâ şehir için oldukça kullanışlı. Dar sokaklarda otomobili konumlandırmak kolay ve park ederken büyük SUV’larda yaşanan boyut endişesini yaşamıyorsunuz. Buna karşılık yüksek gövde ve oturma pozisyonu sayesinde direksiyon başında klasik küçük otomobillerden biraz daha büyük bir araç kullanıyormuşsunuz hissi oluşuyor.

GÖSTERİŞTEN ÇOK KULLANIŞLILIK
İçeri geçtiğimde beni en fazla şaşırtan şey kokpitin sadeliği oldu. Citroën burada dev ekranlarla teknoloji gösterisi yapmak yerine daha fonksiyonel bir düzen tercih etmiş. Direksiyonun üzerinde konumlandırılmış ince dijital gösterge ilk başta alışılmışın dışında geliyor. Birkaç kilometre sonra ise görüş hattına yakın olması nedeniyle kullanışlı olduğunu fark ediyorsunuz. Malzeme kalitesi açısından premium bir kabinden söz etmek mümkün değil. Sert plastiklere rastlıyorsunuz ancak tasarım sayesinde iç mekân ucuz görünmüyor. Zaten ë-C3’ün iddiası malzeme lüksünden ziyade konfor ve fonksiyonellik. Oturma pozisyonu yüksek. Özellikle şehir içerisinde çevreyi rahat görebilmek önemli avantaj. Koltuklar ise Citroën’in karakterini en iyi yansıtan bölümlerden biri. İlk oturduğunuz anda yumuşak minder yapısını hissediyorsunuz. Uzun süre direksiyon başında kaldığınızda da koltuğun sizi gereksiz yere sıkıştırmaması hoşuma gitti.

KÂĞIT ÜZERİNDE MÜTEVAZI, ŞEHİRDE YETERLİ
ë-C3’ün kaputunun altında klasik anlamda bir motor bulunmuyor. Ön tekerlekleri hareket ettiren elektrik motoru yaklaşık 113 HP (83 kW) güç üretiyor. Rakam tek başına çok etkileyici görünmeyebilir. Fakat elektrik motorunun karakteri nedeniyle otomobil şehir içerisinde 113 HP’den beklediğinizden daha canlı hissettiriyor. Gaz pedalına bastığınız anda torkun beklemeden gelmesi özellikle trafik ışıklarından kalkışlarda avantaj sağlıyor. Otomobil ilk metrelerde istekli hareket ediyor ve 0-50 km/s aralığında gayet seri hissettiriyor. Ancak hız yükseldikçe performansın sınırları ortaya çıkmaya başlıyor. ë-C3 bir performans otomobili değil. 80-100 km/s sonrasında yaptığınız hızlanmalarda ilk kalkıştaki o güçlü elektrikli otomobil hissi azalıyor. Otoyolda sollama yaparken bunu hesaba katmak gerekiyor. Bence Citroën burada doğru bir tercih yapmış. Daha güçlü bir motor yerine şehir kullanımına yeterli performansı sağlayan ve enerji tüketimini kontrol altında tutmaya çalışan bir sistem kullanılmış.

Ë-C3’ÜN ASIL OLAYI: KONFOR
Citroën denildiğinde benim için en önemli konu motor gücünden önce süspansiyon oluyor ve ë-C3 burada markanın karakterini oldukça iyi yansıtıyor. Citroën Advanced Comfort yaklaşımı bu otomobilde gerçekten önemli. Süspansiyon küçük yol bozukluklarını mümkün olduğunca kabinden uzak tutmaya çalışıyor. Çukur, asfalt birleşimleri ve şehir içerisindeki bozuk yüzeylerden geçerken küçük sınıf bir otomobilden beklediğim sertlik hissi oldukça sınırlı. Elektrikli otomobillerde batarya nedeniyle ağırlığın artması bazen süspansiyonun sertleşmesine neden olabiliyor. ë-C3 ise bunun tersine rahatlık üzerine kurulmuş. Bunun karşılığını virajlarda ödüyorsunuz. Otomobili biraz hızlı kullandığınızda gövdenin hareket ettiğini hissediyorsunuz. Direksiyon da çok fazla yol geri bildirimi vermiyor. Ama açıkçası ë-C3’ü kullandıktan sonra bunu büyük bir eksiklik olarak görmedim. Çünkü otomobil size hiçbir noktada sportif olduğunu iddia etmiyor. Bu otomobilin amacı virajda saniye kazanmak değil; şehir içinde sizi mümkün olduğunca az yormak.
BATARYA VE MENZİL
ë-C3’ün en önemli konusu doğal olarak menzil. Türkiye’deki versiyon ve donanım seçeneklerine göre teknik detayları kontrol etmek gerekiyor ancak ë-C3 ailesinde yaklaşık 44 kWh batarya ve 300 km civarında WLTP menzil sunan versiyon bulunuyor. Kâğıt üzerinde 300 km ilk bakışta günümüzdeki bazı elektrikli otomobillerin 500-600 km’lik değerlerinin yanında düşük görünebilir. Ancak otomobilin kullanım amacını düşünmek gerekiyor. Günde 30-50 km şehir içinde kullanılan bir ë-C3 için teorik olarak birkaç günlük kullanım rahatlıkla mümkün. Evde veya iş yerinde düzenli şarj imkânınız varsa menzil konusu çok daha az önemli hale geliyor. Uzun yol ise farklı. 300 km sınıfındaki bir elektrikli otomobille seyahat ederken şarj noktalarını hesaba katmak gerekiyor. Özellikle kış koşulları, yüksek otoyol hızı ve klima kullanımı gerçek menzili aşağı çekebilir. Bu nedenle ë-C3’ü uzun yol elektriklisinden çok şehir ve yakın çevre elektriklisi olarak değerlendirmek bana daha doğru geliyor.

HIZLI ŞARJ ÖNEMLİ AVANTAJ
ë-C3’ün DC hızlı şarj desteği uzun yol kullanımındaki dezavantajı bir miktar azaltıyor. Uygun güçte bir DC istasyona bağlandığınızda bataryayı yaklaşık %20’den %80 seviyesine yarım saate yakın bir sürede getirebilmek mümkün olabiliyor. Burada önemli nokta maksimum şarj gücünden ziyade otomobilin bataryasının nispeten küçük olması. Devasa bataryalı elektrikli SUV’larda yüksek şarj gücüne rağmen doldurulması gereken enerji miktarı fazla. ë-C3’te ise daha küçük batarya nedeniyle verilen enerjinin karşılığı daha hızlı alınabiliyor. Günlük kullanımda evde AC şarj yapılabiliyorsa zaten en mantıklı senaryo otomobili gece şarja bırakıp sabah dolu bataryayla yola çıkmak.
ŞEHİRDE ÇOK BAŞARILI, OTOYOLDA KARAKTER DEĞİŞİYOR
ë-C3’ün doğal yaşam alanının şehir olduğunu anlamak zor değil. Elektrik motorunun ilk hızlanmaları, hafif direksiyon, yüksek oturma pozisyonu, küçük dış ölçüler ve yumuşak süspansiyon şehir içerisinde birbirini tamamlıyor. Otoyola çıktığınızda ise otomobilin önceliklerinin farklı olduğunu anlıyorsunuz. Yüksek hızlarda hâlâ rahat ancak 113 HP’lik motorun performans sınırları daha belirgin. Ayrıca elektrikli otomobillerde olduğu gibi hız arttıkça enerji tüketimi de hızlı yükseliyor. Ben ë-C3’ü 120-130 km/s hızlarda sürekli kullanılacak bir uzun yol otomobilinden ziyade, gerektiğinde otoyola çıkabilen çok başarılı bir şehir otomobili olarak görüyorum.
